Bir gözü mavi, diğeri kehribar; Aslı Angaralı, ruhu canavar!
Author: Ramazan Suçek
Published:
Last Modified:
Ankara kedisi, bembeyaz tüylerini kabartmış, Kızılay metrosunun havalandırmasından çıkmış gibi masaya “pata küte” dalar. Karşısında Kadıköy kedisi, Moda sahilinde yoga yapmış edasıyla pofuduk bir minderde oturmaktadır.
1. Perde: Ankara Kedisinin “Harbi” GirişiAnkara Kedisi: “La bebe! Bak hele şu tırnaklarıma, bunlar senin o manikürlü patilerine benzemez. ‘Miyav’ diyerek mi selam verilir la? Biz buralarda ‘Miyavvv la!’ deriz, ayaza karşı bıyık burkarız. Sen orada Kadıköy’de ‘Vegan mama mı yesem, organik kum mu kullansam?’ diye artistlik yaparken; biz burada Ulus’ta, rüzgarın önünde takla atıp fare peşinde ’06’ hızıyla koşturuyoruz. Senin o ‘Moda’ dediğin yer, benim Bentderesi’ndeki bir öğle uykum etmez la!”
2. Perde: Kadıköy Kedisinin “Narin” ŞokuKadıköy Kedisi: “A-man tanrım! Bu ne biçim bir üslup kuzum? ‘La’ mı? ‘Bebe’ mi? Ayol biz burada sanat konuşuyoruz, edebiyat konuşuyoruz. Bizim martılarımız bile opera söyler gibi bağırır. Senin o kürküne bakınca, Ankara’nın o gri tozunu görüyorum. Biz burada deniz kokusuna karşı meditasyon yapıyoruz, sen gelmiş bana ‘Bentderesi’ diyorsun. Çok kırosun şekerim, gerçekten…”
3. Perde: Ankara Kedisinin “Ayar” SeansıAnkara Kedisi: “La ne kırosu? Sen o ‘deniz kokusu’ dediğin şeyin içinde balık kafası ararken, biz burada bozkırın ortasında, susuzlukta asaletimizi koruyoruz. Sen bir tane fırtına görsen ‘Ay sahibim nerede?’ diye koltuğun altına saklanırsın. Bizim burada ayaz bir eser, bıyıkların buz tutar da ‘Hı’ diyemezsin! Senin o martıların bizim buradaki kargaların yanında anca serçe kalır la. Seninkiler ‘Ciyak’ der, bizimkiler ‘Gaak’ deyince yer yerinden oynar. Sen vitrin kedisisin bebe, ben ise bu şehrin en harbi ‘Bordo Bereli’ pati sesiyim!”
4. Perde: Kadıköy Kedisinin “Teslimiyeti”Kadıköy Kedisi: “Ay vallahi tansiyonum düştü… Seninle konuşmak, sönmüş bir amfi tiyatroda bağırmak gibi. Asaletin var dediler, bir gözün mavi dediler ama ruhun tam bir ‘Ankara bebesi’ çıktı. Ben gidip biraz tütsü yakayım, ruhumu dinlendireyim…”Ankara Kedisi: “Hadi koçum, hadi… Git sen o tütsünü yak, yanına da bir tane ‘bitki çayı’ söyle. Ben de gideyim Ulus’ta bir esnaf lokantasının önünde gerçek ciğerin kokusunu alayım. Hadi eyvallah la!”