Bilmem seviyor gibiydi

Author: Mehmet Ali Özkan

Published:

Last Modified:

Belki de bu cümle, sadece birinin bizi yarım yamalak sevdiğini değil, bir ülkenin bizi yarım yamalak yaşattığını anlatıyor.

Herkes birbirine “gibiydi.”
Biraz sevdik, biraz inandık, biraz güvendik… ama hiçbirini tam yapmadık. Çünkü bu topraklarda tam olmak, fazla geliyordu. Gerçek sevmek yorar, gerçek inanmak kırar, gerçek dürüstlük bedel isterdi. Biz de “gibi”siyle yetindik.

Birbirimizi dinliyor gibiyiz, ama kimse kimseyi duymuyor.
Seviyoruz gibiyiz, ama sevgi yalnız kalmasın diye söylenmiş bir cümleye dönüşmüş.
Gülüyoruz, ama kahkaha bile rol yapıyor artık.

Bazen düşünüyorum:
Ne zaman bu kadar yüzeysel olduk?
Ne zaman “nasılsın” kelimesi bir merak değil, bir mecburiyet haline geldi?
Ne zaman sevgimiz bile otomatik cevap gibi soğudu?

Belki de herkesin içinde küçük bir yorgunluk var.
Birine güvenmekten, yeniden inanmak zorunda kalmaktan korkuyoruz. Her yeni başlangıçta, “ya yine yarım kalırsa” endişesiyle başlıyoruz.
Ve sonra, işte o tanıdık cümle geliyor akla:
“Bilmem, seviyor gibiydi.”

Oysa sevmek “gibi” olmaz.
Sevmek, içi yanarken bile tutunmaktır.
Karşılıksız da olsa, yine de iyi dilekler dilemektir.
Birini gerçekten sevmek, sadece onun yanındayken değil, o gidince de insan kalabilmektir.

Ama biz, hem sevgide hem vicdanda yarım kaldık.
Birbirimizi tam göremedik, tam sevemedik, tam anlayamadık.
Ve belki de bu yüzden toplumca tükeniyoruz: Çünkü hep “gibi” yaşıyoruz, ama hiçbir şeyin tam ortasında değiliz.

“Bilmem seviyor gibiydi”…
Belki de bu cümle sadece bir kişiyle değil, bir çağla ilgili.
Yarısı ekran ışığında, yarısı karanlıkta geçen bir çağın yorgun duygusu bu.

Ve en kötüsü, artık kimse fark etmiyor.
Çünkü herkes birbirine, kendine, hayata karşı — sadece “gibiydi.”

Yazımı okuduğunuz için teşekkür eder başka bir köşe yazısında görüşmek dileğiyle. (Kendinizi kendinizden daha çok sevin :) )