Benliğimin sancısı
Author: Esma Öztürk
Published:
Last Modified:
Üşümüşüm. Bu kadar kalabalığın, bu kadar sevginin içinde üşümüşüm sadece. Elime bir gömlek geçmiş, babamın 18 yaş gömleği, hani şu pötikareli, yeşil üstüne siyah çizgileri olan. Ben ilikleyemeden yakama yapıışmış herkes.
Ben üşüdüm dedikçe, fırtınalar estirmişler adeta. Gözyaşlarım ıslatırken bedenimi, onlar yağmur olmuşlar üzerime. Nefes alamadıkça, çullanmışlar göğüs kafesime. Aslında ben yalnızlaşmak istemişim. Soyutlanmak, bir başıma kalmak. Sevdiklerimi yüreğimde göçebe gibi taşırım, sırtımda yer edinemedikleri için mi kızıp dururlar bana?
Attım yakamdan bugün o elleri, ilikledim önümü. Ne boğuldum, ne de üşüdüm. Ben, beni özledim esasında. Kendimi özledim. Bencil benliğim boğuluyordu, bencildim ama şimdilerde ben pek de ben değildim. İnsan ağacındaki meyveyi hep dallarında tutamıyor. Yalnız başına adım atmadam anlayamıyor, ayakta durabileceğini. Şayet devrildiğinde de, o bıraktığı ama gönlünde taşıdığı göçebelerin onu tutup tutmayacağını, bilemiyor.
Ah acısın inat, bir o kadar da tatlı. Kader yakar insanın canını bilirim, lakin pişmanlık denen meret, bizimle mezara gelmeye yeminlidir.