Beni duyuyor musun?

Author: Ayşe Gül Keskin Çetin

Published:

Last Modified:

Merhaba, zamanı geldiğinde konuşmak kolaydır. Ama zamanından önce susabilmek, yeri geldiğinde susarak dinleyebilmek… işte bu, gerçek bir ilişki ustalığıdır.

Peki sen, en son ne zaman birini gerçekten duydun?
Sadece kelimelerini değil… duygularını, beden dilini, suskunluğunu, gözlerindeki o “gör beni” çağrısını?

Hayat akıyor, insanlar konuşuyor. Ama duyulmak artık o kadar kolay değil. Gürültü çok. Herkes anlatıyor ama kimse anlamıyor gibi. Çünkü çoğu zaman, biri konuşurken öbürü sadece sıradaki cevabını hazırlıyor. Dinlemiyor. Duyulmayan onca sesin, bastırılmış duyguların arasında, bir yürek “beni duyuyor musun?” diye fısıldıyor belki de…

İlişkilerin Görünmeyen Zamanlaması

Her ilişkinin, her sözün ve her duygunun bir mevsimi vardır. Tıpkı doğada olduğu gibi…
Bir tohum bile zamanında ekilmezse filizlenemez. Bir çiçek, kış ortasında zorla açtırılamaz.

Bazen en iyi niyetle söylediğimiz sözler, yanlış bir zamanda yıkıcı olabilir.
Bazen de tam susulması gereken yerde konuşmak, en yakın kalpleri bile uzaklaştırabilir.
Çünkü ilişkilerde mesele sadece ne söylediğin değil, ne zaman ve nasıl söylediğindir.

Duyguların, tıpkı doğanın kanunu gibi bir zamanı vardır.
Mizacına, yaşadıklarına, hormonlarına, geçmişine, yorgunluğuna bağlı olarak her kalbin “açılma saati” farklıdır.

Beni Dinlemeden Sevemesin

Gerçekten sevmek, önce duyabilmekle başlar.
Birinin sesini, sözünü değil; yüreğini duyabilmek…
Ne demek istediğini değil, neden öyle hissettiğini anlayabilmek.

Bir insanı olduğu gibi, mizacıyla, ritmiyle, geçmişiyle kabul edebilmek.
Bazen sessizliğini bile dinleyebilmek gerekir.
Çünkü bazı insanlar en çok sustuklarında konuşurlar.

İlişkilerde en çok eksik kalan şey bu: dinlenilmek.
Oysa herkesin kalbinde küçük bir çocuk yaşar ve o çocuk hep aynı soruyu sorar:
“Beni duyuyor musun?”

Mizacın Sesi, Dinleme Şekli Değişkendir

Bazı insanlar hızlı konuşur, bazıları düşünerek susar.
Bazısı kendini detaylarla ifade eder, bazısı bir bakışla…

Dinleme şeklimiz, mizacımıza göre şekillenir.
Eğer hep aynı şekilde dinliyorsan, birçok kişiyi duyamayabilirsin.
Ve belki de kendin de duyulmadığın için kırılıyorsundur.

Yanlış insanlara defalarca doğru şeyleri anlatıyor,
Doğru insanları sessizliğinle uzaklaştırıyor olabilirsin.

Küçük Bir Değişim İçin 3 Dakika

Bugün sadece 3 dakikanı ayır.
En çok konuştuğuna değil, en az dinlediğine kulak ver.
Bir çocuğa, bir eşe, bir yaşlıya ya da iç sesine…

Cevap verme. Yorum yapma. Değiştirmeye çalışma. Sadece duy.
Ne hissediyor, neye ihtiyaç duyuyor, ne söylüyor?

Basit görünen bu 3 dakika, belki de bir ilişkinin yönünü tamamen değiştirecek.

Son Söz Gibi Değil, Yeni Bir Başlangıç Gibi…

Hayat, doğru anda söylenmiş bir sözle, zamanında verilmiş bir tebessümle, içten bir “seni duyuyorum” ifadesiyle dönüşür.
Belki de senin beklediğin değişim, başkalarını duymaktan ve sonunda kendini de duymaktan geçiyordur.

Ayş Holistik Yaşam ile Tanışın

İnsanı anlamak, sadece kelimelerle değil, bütünsel bir bakışla mümkündür.
Mizaç temelli danışmanlıklarımızda, kişinin duygu, beden ve zihinsel yapılarını bir arada ele alıyoruz.
Çünkü gerçek iletişim, önce içten başlar, sonra dışa yansır.