TRY - Türk Lirası
EUR
16,7983
USD
15,9038
GBP
19,8615
CNY
2,3762
12.3 C
Ankara
14.5 C
İstanbul
18.7 C
İzmir
21 Mayıs 2022, Cumartesi
Diğer
    Ana SayfaYazarlarBaşucunda öten kuşlar bunu da fısıldasın...

    Başucunda öten kuşlar bunu da fısıldasın…

    Züleyha Palo
    Züleyha Palohttps://haberton.com/
    Züleyha Palo 1983 Erzurum doğumlu, Kendinin farkına vardığından beri kitap okuyor Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nünden mezun oldu ve şuan öğretmenlik yapıyor.

    Haftanın Öne Çıkanları

    Her gün, her vakit seni anıyorum babam; başucunda öten kuşlar bunu fısıldasın… Hayatta iken okuduğun Kuran ayetleri kabrinde ışığın olsun…  Ben hala kalem tutuyorum, sayende… Artık hasta, cılız, zayıf değilim… Eksiğim…

    Kendimden belki gereğinden fazla bahsedeceğim ama babamı anlatabilmek için bunu yapmak zorundayım. Çok cılız, çok çelimsiz bir çocuktum küçükken ve sürekli hasta… Sancılanırdım hep… Hastalığın adı FMF. Anımsıyorum, o kış beş altı yaşımda idim galiba. Odamız soğumuş ve müthiş bir sancı içerisindeyim. Annemlerin odaya gittim gece yarısı, ağlayarak… Babam hemen anlardı; Nesrin Halide’yi koynumuza al derdi. Alırdı annem tam ortaya; müthiş bir sıcaklık; ısınır, iyileşirdim… Bunu anımsıyorum ah…

    Ablalarım ve kız kardeşime tahsil yapma izni vermedi babam ama bana verdi bu izni. Bunun nedenini yıllar sonra sordum babama. Sen çok cılız ve hasta idin. Bilek gücünle hayatını kazanamazdın, kalem tut istedim diye cevapladı. İşte burada babamın merhametinden bahsetmeliyim, ileri görüşlülüğünden, bilgeliğinden… Bizim hayatımızda bereket, kazanç bilek gücümüze bağlı idi. Geçimimiz bileğimize bağlı… Fakat babam beni nasıl da çözmüş… Okuyayım istemiş, ben de isterdim zaten hem de çok… Yıllarca sayende kalem tuttum, tutuyorum…

    Başucunda öten kuşlar bunu da fısıldasın...
    Başucunda öten kuşlar bunu da fısıldasın…

    Bir gün çok kızdığım birisinden bahsediyorum babama öfkeyle. Hayır dedi bana, o da Allah’ın kulu… Herkesi sev dedi, öfke hiç iyi bir şey değil… Hemen şunu söylemeliyim; babam yapmamı istediği her şeyi bir kere söyler devamında ise sadece uygulardı, yani örnek olurdu… Söylemek kolay, uygulardı, görür uygulardım ben de… Çok merhametli idi, sevgi dolu, müthiş bir sevgi; bana da sirayet etmiş… Bu yüzdendir hep o şairin dizesini fısıldarım kalbime: Sevginin ürünüdür insan nefretin değil… Hiçbir çocuğu yanından armağansız göndermezdi, hiç değilse bir şeker, bir çikolata… Küçücük çocuklara bile bey, paşa, güzel diye hitap ederdi… Lisanı çok saygılı idi…

    Bir gün bana Halide namazlarını kıl yavrum dedi, sadece bir kez bunu söyledi… Sonra babam namaza her kalktığında kendimden utanırdım, hasta hali ile hiçbir namazını kaçırmazdı… Sadece bir kez söyledi bunu, sonrası uygulamalı eğitim, görürdüm… Tahsil hayatım boyunca her hafta sonu beni yanına çağırır ve o haftaki harçlığımı verir, erken biterse söyle derdi. Hep içimde biriktirdim hep… Babamın her hafta bana para veriyor olması müthiş bir şeydi… Hep içimde biriktirirdim bu minnettarlığı… Yıllar geçti, iş sahibi oldum ve ilk maaşımı aldım. Planladığımı yaptım ve o akşam tüm maaşımı babama uzattım… Gülerek baktı bana, neden bana veriyorsun paranı, almam dedi… Ama sen bana veriyordun deyince o müthiş cümleyi kurdu bana: Elbette vereceğim, mecburum… Babam…

    Çok hoş sohbetti, hikâyeler ve türkülerinin sonu gelmezdi. Köyde elektriklerin olmadığı uzun kış geceleri babamın hikâyeleri ile anlamlanırdı. Sürekli birilerine borç verirdi. Neden böyle yapıyorsun diye sorardım babama. Günah çünkü derdi, zor durumda. Sen de zor durumda olan herkese yardım et Halide derdi. Her zaman öğrencilerini çok sev derdi bana. Hiç birini sınıfta bırakma… Ah güzel kalpli babam…

    Öğretmenliğimin üçüncü senesi… Bayburt’tayız babam, annem, ben… Yalnız duramıyorum ve benim yanımdalar. Kış boyunca beraberiz. Babam her gün camiye gidiyor eve dönünce de yakındaki dükkândan ekmeğimizi alıp geliyor. Biliyorum o dükkânı. Bahar geldi. Ağabeyim çıkageldi Antalya’dan. O da orada din görevlisi. Baba dedi, Antalya çok güzel bu mevsim. Halide bir ay yalnız kalabilir, oraya gidelim. Ben de bir cesaret tamam dedim. Gittiler… Daha onlar yolda iken telefonu açıp ağladım anneme… Çünkü geride bıraktıkları eşyalar, ah eşyalar, eşyalar anı saklar; bilen bilir…

    Her gün, her vakit seni anıyorum babam; başucunda öten kuşlar bunu fısıldasın… hayatta iken okuduğun kuran ayetleri kabrinde ışığın olsun…  ben hala kalem tutuyorum, sayende… artık hasta, cılız, zayıf değilim… eksiğim…
    Her gün, her vakit seni anıyorum babam; başucunda öten kuşlar bunu fısıldasın… Hayatta iken okuduğun Kuran ayetleri kabrinde ışığın olsun…  Ben hala kalem tutuyorum, sayende… Artık hasta, cılız, zayıf değilim… Eksiğim…

    Ertesi gün oldu. Babamın her gün ekmek aldığı dükkâna gittim. Kontrolümü kaybettim ve ağlamaya başladım. Bu, gerçekten elde değil. Tezgâhtaki gençler şaşkın… Ağlıyorum katıla katıla… Gençlerden biri hocam neyin var, birisi mi rahatsız ediyor diye sormakta… Ben kendimi toparlayamıyorum ki cevap vereyim. Sonra güçlükle babam her gün buradan yapardı alış verişi diyorum. Üzülüyorlar… Ekmeği aldım ve çıktım dükkândan… Eve giremiyorum, araba ile evin etrafında dolaşıyorum… Giremiyorum eve… Evde buzdolabını açınca annemin yerleştirdikleri kahvaltılıklar… Pazardan aldığı meyveler…

    Dolabın kapağını açıyorum boğazım düğümleniyor… Babamın oturduğu köşeye bakıyorum gözlerim doluyor… Duramadım evde, hakikaten duramadım… Kız kardeşimi aradım Elmas’ı. Elmas ben çok kötüyüm, ev üzerime geliyor dedim. Sonra babamı aradım, baba başaramadım lütfen gel… Geliyor babam yanıma yeniden; Antalya’dan Bayburt’a hiç üşenmeyip…

    Bayram günü mezarına gittim babamın… Toprağı çükmüş ah… Bir sevdiğini kaybeden ne demek istediğimi anlar, toprağı çökmüş; oysa yüksekti… Çömeldim, okşadım toprağını; dua edip geri döndüm annemle beraber… Babam beni eve sığamadığım o zor günlerde yalnız bırakmadı… Babam beni hiç yalnız bırakmadı ama ben arkamı döndüm ve uzaklaştım kabrinden… Babamı orda yalnız bıraktım… Bu, zor…

    Doga233265 - yazarlar - haberton

    Beş kız çocuğu ve bir erkek çocuğunun geleceğini inşa etmek için erken yaşlandı benim babam. Erkenden hasta oldu; astım, koah… Ama ne çok şükrederdi ne çok… Hiç şikâyetçi olmadı hastalığından; yavrum Allah’tan geldi derdi. Allah inancı ve sevgisi olağanüstü idi babamın… Şimdi ah baba Tanrı’nın kucağında uyuyorsun, buna inanıyorum… Yattığın yerde doğan ve batan güneş seni selamlasın… Tanrı’nın rahmeti üzerine olsun… Her gün, her vakit seni anıyorum; başucunda öten kuşlar bunu da fısıldasın… Hayatta iken okuduğun Kuran ayetleri kabrinde ışığın olsun…  Ben hala kalem tutuyorum, sayende… Artık hasta, cılız, zayıf değilim… Eksiğim…

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler