Aşk cesaret ister
Author: Seyyah Kelebek
Published:
Last Modified:
Merhaba sevgili yol arkadaşlarım; Bugün size aşk ve cesaretten bahsedeceğim.. Hem de aşkın en büyük katili belki de ego ve gururdan, korkudan…
Ah aşk , aşık olmak kolaydır aslında. Aşk; bizim dışımızda gelişen istemsiz bir duygu sadece. Ne yaş bakar, ne statü ne de zengin-yoksul ayrımı yapar.. İnsan, kolay aşık olur ama zor sahip çıkar. Asıl olay da odur aslında. Aşktan sonra başımıza gelenler… Hepimize olmuştur siz cesaret eden tarafsınızdır, karşıdaki korkak.. Ya da tam tersi, siz korkuyorsunuzdur o ise cesur… Çünkü aşık olmakla bitmez her şey. Sorumluluk ister, cesaret ister. Aşkına sahip çıkmayan biri korkaktır.. Ve karşısındaki kişi için acı bir tecrübe olur bu durum..
‘Aşk nankördür’ her zaman derim.. Sadakat ister, sevgi ister, ilgi ister. Cesaret ister ve gurur, egonu hiçe saymanı bekler.. Aşkta gurur olmaz .Çünkü gurur yapan kişi anca kendini tüketir.. Mesajları siler, takip etmez, aramaz sormaz hatta hiç umursamıyormuş gibi yapar. Sanır ki kazandım, halbuki kaybetmiştir. Kaybeden odur..
Korkuları giderek büyür, cesareti azalır ,kendinden nefret etmeye başlar. O kadar ki, aynaya bile bakamaz. Halbuki ona değil kendine verdiği cezadır bu. O da biliyordur ne kadar kaçsa da, ne kadar duygularını bastırsa da gerçek orda duruyordur. Yarım kalmış bir şarkının kırık melodisi gibi..
Neden korkuyordur biliyor musun ? Çünkü kimse onu senin kadar sevmemiştir.. Sevgi nedir bilmiyordur ki.. Kimse senin kadar anlamamıştır. Kimse gözlerine bakmamıştır senin gibi.. Ve kimse senin kadar çözümlememiştir onu. .Korkar, çünkü sen onu çok iyi tanırsın. Korkularını, nedenlerini, ne içinlerini … Ve o cesaret edemez. Bu büyük sevgi karşısında teslim olursa kaybetmekten korkar kontrolü.. Tanıdık geldi dimi? O yüzden biz yaklaştıkça uzaklaşırlar..
Siz, o aşka sadakatle bağlanmışken, sıkı sıkıya teslim olmuşken, onlar korkularının karanlığında kaybolup giderler.. Ve siz onların karanlığında seversiniz.. Korkularını da anlarsınız.. Ama onlar size gelmeye cesaret edemezler.. Sizi arafta bırakırlar .Ne gelirler ne giderler.. Bilirler ki; sizden daha fazla sevecek yok onları…Bu narsistlik mi evet aslında.. Siz de artık bir empatsınız. Hayırlı olsun ..!Yeni doğmuş bir sağlıksız ilişkiniz var artık.. Sürekli, karşınızdakine empati yaparsınız ama kendinize asla…Halbuki insan ilk önce kendine dürüst, empatik ve cesaretli yaklaşmalı..
Aşktan kaçan ve korkan insanlar; aslında kendi duygularından, kendi sevgilerinden ve kabullenemedikleri teslimiyetten kaçarlar. İçlerine döndükçe ya da birine içlerini açınca kırılmaktan ,yok olmaktan korkarlar.. Çünkü hiç sevilmemiş ve büyük bir kısmı ailesel travmalar yaşamıştır.. Bir ilişkinin sorumluluğunu almak şöyle dursun; başkasının bu acziyeti fark etmesi onların canını sıkar.. Dışarda sosyal gibi görünür. Ama özünde yalnızlık giysisini giymişlerdir…Bu yüzdendir ki ;sizin gibi kendini adayan ve ona güvenen bir insana en kötü cezayı verirler: Sessizlik ve Belirsizlik..
Ne gitmenizi isterler, ne kalmanızı.. Ama cesaret edip gel diyemedikleri gibi, olmaz artık da diyemezler.. Çünkü sizden başka onu çekecek yoktur…Onlarda biliyordur nasıl biri olduklarını. O karanlığında debelenirken bir hortum gibi, sizi de o girdaba çekmektedir.. Ve siz sürekli umut ederek yarım kalmış beklemektesinizdir.. İnanın o da bundan besleniyordur.. Bu durum, onlar başka bir kurban bulana kadar devam eder.. Ama döngü aynıdır. Ahkam kesemem, belki ben de yapamam ama bu durumda yapılacak en güzel şey; sosyal olmak, bir şeyler üretmek ,okumak… Fayda sağlamak.. En güzel eserler ayrılık ve yoklukta çıkar.. Tolstoy; en güzel eserlerini yaşadığı zorluklar, ölüm ve travmalarda kaleme almıştır.. Ruhunuza iyi gelir.. Kopamıyorsanız kendinize meşgale bulmak şart. Bu sadece onun savaşı, sizin değil.. O karanlığında boğuşurken, siz ışığınızda parlayın.. Ve zamanı geldiğinde, o kangren parmağı kesin.. Çünkü bu önce onu sonra sizi bitirir.. Zor biliyorum ama olacak hissediyorum.. Acısını yaşayıp, yasını tuttuğunuz herşey zamanla tükenir.. Ve hepsi birer deneyim tecrübe olur. Siz tükenmeden yolunuza devam etmelisiniz. Her düştüğünüzde tekrar kalkmak lazım. Bu aşk suretinde yaşadığınız yalnızlık, sizi tüketmeden siz prangalarınızdan kurtulun..
Özetle toparlarsak; cesareti olmayan, size verdiği değeri gösteremeyen ve korkuları, aşkından üstün gelen ego ve gururundan kendi karanlığında kalan bir insandan, sağlıklı bir ilişki beklenemez. Böyle insanlar maalesef duygusal olgunluğa erişememiş, güçlü gibi görünen zayıf insanlardır…
Çünkü canlar; AŞK CESURLARI SEVER..
Yazıma burda son verirken size Ahmet Kuddisi’nin dizelerini bırakıyorum. Sevgiyle kalın yol arkadaşlarım..
‘Aşkı ede gör başına tac deme mecazi
Aşık olanın gönlüne irfan gelir elbet…..