Asgari ücret kaç lira olursa insan “Rahatım” der?
Author: Mehmet Aras
Published:
Last Modified:
Soru basit gibi görünüyor ama cevabı son derece ağır: Asgari ücret kaç lira olursa vatandaş rahat nefes alır?
Bu sorunun cevabı bir rakamdan ibaret değil. Çünkü mesele yalnızca maaşın kaç lira olduğu değil; o parayla ne alınabildiğidir. Bugün asgarî ücret daha cebe girmeden kira, fatura ve mutfağa bölünüyorsa; geriye kalan, geçim değil sadece direnme payıdır. Gerçekçi olalım. Bir çalışanın rahat nefes alabilmesi için üç temel ihtiyacı zorlanmadan karşılaması gerekir: barınma, beslenme ve ulaşım. Bunların yanına bir de insan onuruna yakışır küçük bir pay eklenmeli: sosyal hayat ve az da olsa birikim. Bugünün şartlarında büyük şehirlerde ortalama bir kira tek başına asgari ücreti zorluyor. Market fişi haftalık bütçeyi aşıyor. Faturalar sabit ama gelir oynak. Bu tabloda vatandaşın “rahatım” diyebilmesi için asgarî ücretin sadece açlık sınırının değil, yoksulluk sınırına yaklaşması gerekir.
Rakam konuşalım. Bugün asgarî ücret, temel giderleri ancak karşılıyorsa, bu ücret geçim ücretidir, refah değil. Vatandaşın rahat nefes alabilmesi için asgarî ücretin; kira, gıda ve faturalardan sonra cebinde en az %20–25 oranında serbest harcama alanı bırakması gerekir. İşte o zaman insan yarını düşünmeye başlar. Ama asıl mesele şudur: Asgarî ücret tek başına mucize yaratmaz. Enflasyon düşmeden, kiralar kontrol altına alınmadan, temel gıdada istikrar sağlanmadan hangi rakam verilirse verilsin birkaç ay sonra erir. Yani mesele “kaç lira”dan çok, o liranın değerinin korunup korunmadığıdır. Vatandaş şunu istiyor: Ayın kaçında maaş biter diye hesap yapmak istemiyor. Çocuğuna bir şey alırken tereddüt etmek istemiyor. İkinci bir işe mecbur kalmadan geçinmek istir.
Özetle; Asgarî ücret, insanı hayatta tutan değil, hayata bağlayan bir seviyede olmalıdır. Çalışanın nefes alabildiği bir ücret, sadece onun değil, ülkenin de nefes alması demektir. Rahat nefes almak lüks değildir. Çalışanın en temel hakkıdır.