Asgari ücret: Ay sonu gelmeden biten bir maaş

Author: Mehmet Aras

Published:

Last Modified:

Her ay aynı senaryo… Maaş yatar, birkaç gün sonra hesap makinesi devreye girer. Kira, fatura, mutfak, yol parası… Daha ayın ortasına gelmeden para biter, takvim bitmez. İşte bugün asgari ücret, milyonlar için tam olarak budur: Ay sonunu değil, ayın kendisini yetirememe hali.

Asgari ücret artık “en düşük ücret” tanımını çoktan aştı. Bir geçim standardı değil, bir dayanma sınırı haline geldi. İnsanlar çalışıyor ama karşılığında huzur değil, sürekli bir kaygı satın alıyor. Sabah işe gidenin aklı mesaisinde değil; akşam eve dönerken marketten neyi almadan çıkacağında. En acısı da şu: Asgari ücretle çalışanlar, hayal kurmayı erteliyor. Tatil hayal değil, lüks. Birikim hayal değil, imkânsızlık. Çocuklarının geleceği için plan yapmak ise çoğu zaman sadece iyi niyetli bir temenniden ibaret kalıyor.

Bu mesele sadece ücret meselesi değil; emeğin değeri meselesidir. Bir ülkede insanlar tam zamanlı çalışıp temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, orada sorun sadece ekonomide değil, sistemdedir. Çünkü çalışmak yoksulluktan kurtarmıyorsa, o düzen sorgulanmalıdır. Öte yandan işveren cephesi de sıkışmış durumda. Artan maliyetler, vergiler, primler… Kimse görmezden gelmemeli. Ama çözüm; çalışanı daha fazla kısmak da, işvereni yalnız bırakmak da değildir. Çözüm; devleti, işvereni ve çalışanı aynı masada buluşturacak adil bir denge kurmaktır. Asgari ücret, enflasyona karşı yılda bir kez savunmaya geçen bir rakam olmamalı. Hayat pahalıysa, ücret de gerçek zamanlı olarak korunmalıdır. Aksi halde verilen her zam, birkaç ay içinde buharlaşır; geriye sadece hayal kırıklığı kalır.

Şunu net söyleyelim: Asgari ücret bir “destek” değil, bir haktır. Ve bu hak, insan onuruna yakışır bir yaşamı garanti altına almalıdır. Bir ülkenin gerçek gücü, gökdelenleriyle değil; çalışanının eve başı dik dönebilmesiyle ölçülür. Ay sonunu getirebilen, geleceğe umutla bakabilen bir çalışan… İşte güçlü ekonomi tam da burada başlar.