Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ‘rüşvet’ ve ‘yolsuzluk’ davası başladı
Author: Haberton
Published:
Last Modified:
Antalya’da ‘rüşvet’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında tutuklanıp, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de aralarında bulunduğu 5’i tutuklu, 41 sanığın yargılamasına başlandı.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘rüşvet’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında 5 Temmuz 2025’te tutuklanan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek, eski İl Emniyet Müdürü İlker Arslan, iş insanları Fazlı Ateş ve Mehmet Okan Kaya’nın aralarında olduğu 41 sanık hakkında hazırlanan 702 sayfalık iddianamede, ‘İcbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira’ suçlamalarına yer verildi. İddianamede, bu aşamada tespit edilen 26 eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldı.
Yöneltilen Suçlamalar
İddianamede Muhittin Böcek’in ‘İcbar suretiyle irtikap, Haksız mal edinme ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması’; eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan’ın ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve haksız mal edinme’, Mustafa Gökhan Böcek’in ‘Yardım eden sıfatıyla icbar suretiyle irtikap ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması’ ile ‘Nüfuz ticareti ve yardım eden sıfatıyla haksız mal edinme’ ve ‘Suçu meslek edinen kişi’ suçlarından cezalandırılması talep edildi. Tutuksuz sanıklar Zuhal Böcek ve Zeynep Kerimoğlu hakkında ise ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması’ suçundan ceza istendi.
İddianamede, şüphelilerden el konulan yaklaşık 170 milyon 83 bin TL tutarındaki nakit ve mevduat ile birlikte, el koyma kararı verilen 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, 1 adet lüks marka saat ve 1 cep telefonunun müsaderesi istendi. El koyma kararı verilen taşınır ve taşınmazların toplam değerinin 258 milyon 600 bin TL olduğu belirtildi. 702 sayfalık iddianame, Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.
Yargılama Başladı
5’i tutuklu 41 sanığın yargılaması, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu’nda başladı. Tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, İlker Arslan, Okan Kaya, Gökhan Böcek ve Fazlı Ateş duruşma salonunda hazır bulundu. Salondaki izleyiciler, Muhittin Böcek’in salona girişi sırasında alkışlarla selam verdi. Duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ve Gökhan Böcek dinlenecek.
Böcek’in İfadesi Alındı
Antalya’da ‘rüşvet’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında tutuklanıp, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek, ilk duruşmada savunma verdi. Muhittin Böcek savunmasında, “Hayalim Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olmaktı ve bana nasip oldu. 2 kişiden birinin oyunu kazandım seçimlerde. 1129 ihale yapıldı Antalya’da.
Asla ihaleler ile ilgili bir sorunumuz olmadı. Bir akrabayı zengin etmek için gelmedim göreve. Bu yıl bütçemiz 84,5 milyardı. Namusum gibi koruyarak da devam edeceğim.
2024 yılında herkes duydu ki borçlu belediyelerin listeleri asıldı. Antalya’nın günü geçen Sgk ve maaş ödemesi olmadı. Ömrümün yarısını verdiğim Antalya’ya adadım kendimi. Babamın köyde sattığı 80 dönüm yerle Konyaaltı’nda 107 dönüm arsa aldık.
Buralar daha sonra imara açıldı. Hiçbir şekilde çalışmalarımla kamu zararına uğratmadım. 10 defa hastaneye kaldırıldım. Hayatım boyunca bir günü rapor için bahane etmedim.
12 ilaç kullanıyordum, şimdi 22 ilaç. Üniversiteye gidemiyorum tedavi olmak için. Asıl doktorlarım orada. Hayırsever bir aile çocuğu olarak ben yaşamak istiyorum.
Uyku apnesi de dahil kalp, kolesterol gibi çok fazla rahatsızlığım var. 9’uncu aya giriyorum. Ben adaletin tecelli edeceğini ve tüm suçlamalardan da beraat edeceğimi biliyorum” dedi.
Ödeme İçin Talimatım Olmadı
Eylemlere yönelik hiçbir suçlamayı kabul etmeyen Muhittin Böcek, 2024 yılı yerel seçim propaganda çalışmaları kapsamında Anadolu Reklam isimli firmanın yapmış olduğu işlere yönelik ödemeler için oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve Serkan Temuçin aracılığıyla Yusuf Yadoğlu, Ali Yılmaz ve Sezgin Köysüren’den fatura ödeme talebinde bulunduğuna ilişkin suçlamayla ilgili şunlar söyledi:
“Yusuf Yadoğlu’nun ödeme yapması gibi bir talimatım olmadı. Bu konuda bildiklerim bunlar. Bana programı söylerler ben canlı yayına giderim. Türkiye’de bugüne kadar herkes seçim çalışmalarına ve programlara gönülden destek olur. Karşı adaylarımıza da bakılırsa durum belli olacaktır.”
Eski Geline Ev İddiası
Eski gelini Zeynep Kerimoğlu’na 30 milyon lira bedelle alınan ev hakkında bilgisi olmadığını belirten Böcek, “Eski gelinim Zeynep Kerimoğlu’na bir ev satın alınmış. Yusuf Yadoğlu, Gökhan’a borç vermiş. Benim bilgim yoktu. Gökhan ve Yusuf arasında borç ve alacak meselesi olmuş.
Hakkımdaki bu eyleme dair asılsız iddialara itibar etmiyorum. Torunuma ev alınması ile ilgili ne Bülent Çeken ne de Mete Yapal ile ilgim yoktur. Kendilerine bir vaadim yoktur. Ben Mete Yapal’ı görmedim” dedi.
İş insanı Emin Hesapçıoğlu’nu tehdit ettiğine ilişkin iddialar sorulan Böcek, “Hayatım boyunca kimseyi tehdit etmedim. Emin Bey tutuklanma telaşıyla söylemiş olabilir. Melek K.’ye araç ve benim adıma ev alınmasına ilişkin suçlamaları kabul etmiyorum. Aracın 1 milyon 800 bin liraya satışı için anlaştık. Hem Melek hem de benim adıma olan altınları teslim ettik. Melek Hanım’ın Iban hesabını verdik. Aracın devri Melek Hanım’a sağlandı. Hangi suç işlendi ki geliri aklandı. Son derece titiz davrandım. Nasıl suç oluştu anlamadım” ifadelerini kullandı.
Hayat Arkadaşına Bir Hediye Alınacağında Başkasına Ödetme Olmaz
İddianamede Melek K.’ye lüks saat alınmasıyla ilgili savunma yapan Muhittin Böcek, “Bizim örf ve adetimizde eşine, nişanlına ya da hayat arkadaşına bir hediye alınacağında başkasına ödetme olmaz. Melek Hanım’a saat alacağımda Serkan Temuçin, ‘Bir araştırma yapayım belki sıraya girer bulurum’ dedi. Ben de Melek Hanım’a saatin ayarını yapmaması gerektiğini, şimdilik kullanmaması gerektiğini söyledim. Polis arkadaşlar evde arama yaptığında da saati kutuda söylediğim şekilde bulmuşlar.
Ne doğrudan ne de bir kişi üzerinden alım satımım olmadı” dedi.
Bu Kadar Mal Varlığı Olan Biri Olarak Suçlamaları Kabul Etmiyorum
Kendisine Aksu ilçesi Altıntaş Mahallesi’ndeki daire satışında bir usulsüzlük olmadığını iddia eden Böcek, “Aile dostum olan Halil Tolga Ayvazoğlu ile 1 milyon 600 bin liraya el sıkıştık. Hatta 25 bin dolar verdim. Tapu işlemlerini de Halil yapmıştı. Aramızda bir gayrimenkul satış sözleşmesi de yapmıştık.
Atadan kalma yerlerim mal beyanında görülecektir. Bu kadar mal varlığı olan birisi olarak bu suçlamaları kabul etmiyorum” ifadelerin kullandı.
Gerçek Bir Altın Bozdurma İşlemiydi
Bir kuyumcu firmasından kendisine 1 milyon lirayı aşkın para gönderilmesiyle ilgili beyanda bulunan Böcek, “Ben bugüne kadar ödemenin banka hesabıma aktarılmasını istedim. Giriş çıkışlar belli. Yanılmıyorsam gün içinde hesabıma altın bozdurma işlemi karşılığı 1 milyon 250 bin lira giriş oldu. Gerçek bir altın bozdurma işlemiydi.
Bu işlemden aylar sonra bir akrabamın satın almış olduğu dairede bu işlemin devamı olarak nitelendirilmiş. Böyle bir durum yok.”
İşin Yavaşlatılması İle İlgili İddialar Yalandır
Güneş Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm projesini kendisinin tamamladığını kaydeden Muhittin Böcek, “2019 yılı yerel seçimlerini kazandıktan sonra bir toplantı yaptık. Benden önceki başkan seçim geliyor diye Güneş Mahallesi’ndeki projenin tamamlanacağını vadederek inşaata başlamış. Ben göreve geldiğimde öğrendim. Kentsel dönüşümde bulunan yerle ilgili verilen vaatler tutulmayınca tamamlanması için talimat verdim.
Kısa sürede evleri tamamladık ve teslim ettik. İnşaat sürecinde de ihaleler belediye meclisinde onaylanırdı. Ben bu kentsel dönüşümün en başından bu yana gerçekleştirilmesi için uğraştım. İşin yavaşlatılması ile ilgili iddialar yalandır” dedi.
Seçim Kampanyalarında Gönüllülük Esasında Yardımlar Yapılır
Büyükşehir Belediyesi ile resmi iş ilişkisi olan iş adamlarından suça konu maddi menfaatlerin reklam ve organizasyon işi yapan sanık Mehmet Okan Kaya’ya aktarılması eyleminin gönüllülük esasına dayandığını iddia eden Böcek, “Okan Kaya, siyasi partilerin organizasyonlarında parti ayrımı yapmazdı. Herkese eşit mesafedeydi. Türkiye’nin her yerinde seçim kampanyalarında gönüllülük esasında yardımlar yapılır, sponsorluklar verilir. Hiçbir zaman ne bana ne de başkası adına yardım talebinde bulunmadım” ifadelerini kullandı.
Manevi Destek Mesajı
Muhittin Böcek polis memuru O.A ile olan bağlantısına ilişkin şöyle dedi:
“O.A. isimli şahsı tanırım, eşi belediyemizde çalışır. Saygıda kusuru olmayan bir polis memuru. İftiralara maruz kaldığımız, aleyhimize haberler yapıldığı zamanlar oldu. Kendisi bana manevi olarak bu konuda destek ve bilgi vermek için mesaj atmış olabilir” dedi.
‘Hiçbir Şey Babamın Bilgisi Dahilinde Olmadı’
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Muhittin Böcek’in ardından oğlu Gökhan Böcek ifade verdi. İş insanları Yusuf Yadoğlu ve Ali Yılmaz ile aralarındaki para trafiğini anlatan Gökhan Böcek, “Hiçbir şey babamın bilgisi dahilinde olmadı. Yerel seçimlerde Yusuf, destek olmak istediğini söyledi. ‘Ne ile ilgili destek lazım’ diye sordu.
Herhangi bir bedel belirtilmedi. Ali Yılmaz da destek olmak istediğini söyledi. Öte yandan Yusuf abiden borç olarak para istedim. Konyaaltı’nda villa projemiz vardı.
Oradan bir daire verilmesi karşılığında bu borcu istedim. O da kabul etti. Herhangi bir zorlama olmadı. Hiçbir şekilde babam aramadı.
80 milyon lira eski eşime ödeme ile ilgili miktar yüksek olduğu için lira olarak götürüp dolar olarak alındı” dedi.
Kara Para Olsaydı, İkinci El Alırdım
Eşi Zuhal Böcek ile oğulları üzerine dubleks villa alınmasıyla ilgili savunma yapan Böcek, “Oğlum adına ev alınmasıyla ilgili, eşimin yurt dışında yaşayan ablası Türkiye’ye gelmişti. Eşimin üzerine olan evi satın almak istedi. Yeğenleri için bir ev alındı. Arabaların alınması var. Altın bozdurulup araçlar satın alındı. Kara para olmuş olsaydı, ikinci el alırdık, ancak bunlar bayiden sıfır alınmış araçlardır. Emin Hesapçıoğlu benim sürekli görüştüğüm birisidir. Sanki zorluk çıkarıyormuşum gibi ifadeleri var, ancak bunları kabul etmiyorum. Araba alımı için elden para verdim, bunu borç gibi gösterip icra işlemi başlattılar. Emin Hesapçıoğlu’na bir ceza kesilmiş. Belediyenin kestiği cezadan 6 gün önce alınmıştır bu araç. Araç alımının ceza ile bir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.
Nüfuz Ticareti Yapmam Söz Konusu Değil
Gökhan Böcek, ifadesine şöyle devam etti:
“Babam bana altın verip, bozdurmamı istedi. Altını bozdurup babamın hesabına yatırdım. Babamın imzaları taklit mi diye bakıldı. Bizim kimsenin parasına ihtiyacımız yok. Annem de babam da buranın yerlisi ve varlıklı bir aileyiz. Finansal eylemlerde adı geçen Furkan Solak ile çocukluktan bu yana arkadaşız. Benim nüfuz ticareti yapmam söz konusu değildir.”
Eski eşi Zeynep Kerimoğlu ile boşanma protokolü yapılıp yapılmadığı sorusuna Gökhan Böcek, “80 milyon Mete Bey’den gelen bir para var. Zeynep Kerimoğlu 70 milyon lira karşılığında bir para getirip, döviz istiyor. Ayrıca Yusuf Nasuh belediyede çalışan birisidir ve ara sıra şoförlüğümü yapmıştır” dedi. Böcek, eski eşine, ‘Sana vereceğim parayı 100 milyona çıkaracağım’ sözlerinin ne amaçla söylediğinin sorulması üzerine bu konuşmanın bir an önce boşanmak için yapıldığını kaydetti.
2 Milyon Daha Borcum Var Müdürüme
Tutuklu sanıklardan Fazlı Ateş ise ifadesinde tutuklu sanık eski emniyet müdürü İlker Arslan’ın 30 yıllık dostu olduğunu belirterek, “Antalya’ya gelince kendisinin ufak tefek sıkıntıları oldu. Ben dost olarak yaptım bunları. Borcu için bana ‘Ölüm var kalım var, Ankara’da bir arsam bunu sana satayım’ dedi. Bir sözleşme yaptık aramızda. 5 milyon liralık bir arsanın 3 milyonunu ödemiş oldum, 2 milyon daha borcum var müdürüme” diye konuştu.
TUTUKLU İŞ İNSANI SUÇLAMALARI REDDETTİ
Duruşmaya, öğle arasının ardından tutuklu sanık iş insanı Mehmet Okan Kaya’nın ifadesiyle devam edildi. İddianamede 15’inci eylem olan Antalya Büyükşehir Belediyesi ile resmi iş ilişkisi olan iş insanlarından suça konu maddi menfaatlerin reklam ve organizasyon işini yaptığı iddia edilen Mehmet Okan Kaya savunmasında, üzerine atılı suçları işlemediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“İlk şirketim organizasyon şirketiydi. 1995 yılından bu yana önemli organizasyonlar yaptım. Spor, kültür ve sanat organizasyonları yapmaktayım. 30 yıllık çalışma hayatımda en iyi ışık ve malzemeleri alarak iyi bir yatırım yaptım. Genel ve yerel seçimlerde Türkiye’nin birçok noktasında tüm partilerin seçim kampanyalarını yürüttük. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ilk işim 30 yıl önce oldu. O günden itibaren tüm belediye başkanlarıyla çalıştım. Akarlar isimli firmadan zorla para alındığı ve benim yardım ettiğim iddia edilmiş. Ben o firmayı tanımam. Belediyede Serkan Temuçin’i gördüm ve yanına gittim. Baba oğul Akarlar oradaydı, samimi bir ortam vardı. Seçim döneminde Muhittin Böcek’e sponsor olmak istemişler. Fatura kesmem istendi. Bu şahısların bana yapmış olduğu ödemeler bir nevi sponsor ödemesi gibidir. Onların bende telefonu bile yoktur. Sonra bir iki kere aradılar ve aynı sponsorluk nedeniyle fatura kesmemi istediler. Ben bunların nedenini bilmiyorum. Serkan’ın samimi olması nedeniyle de sorgulamadım. Hiçbir belediye başkanı geçmiş dönemde ödeme yapmadı, genelde sponsorları olur. Bu çalıştığım diğer illerde de böyleydi.”
‘100 BİN DOLARI EKREM’DEN ALMADIM’
Son seçim kampanyasında kendisine sponsor ödemeleri yapıldığını kaydeden Kaya, “Benim görevim sponsor bulmak değildi. Salih Akar’la doğrudan bir ticaretim yoktur. Akarların bana yaptığı ödeme de böyle bir çalışmanın ödemesiydi. Bir şirketten para alma olayı ile ilgili de beyanda bulunmak istiyorum. Ben bu şirketten para almadım. Üzerime atılı bir iftiradır. Alsaydım fatura keserdim. Bu paranın delili de yok, çünkü almadım. Ekrem isimli şahsı şirket sahibi olarak tanırım, asıl sahibi Cengiz Gökay isimli şahısmış. Süreçten de haberdar değilim. İfade verirken öğrendim ve şok oldum. Reklamcım ile Ekrem birkaç kere görüşmüş, Ekrem, randevu talep etti. Ben de verdim ama hatırlamıyorum tarihini. Hesabıma 100 bin dolar para yatırmıştım. Bu parayı Ekrem’den aldığım yönünde iddialarda bulup suçlamayı kabul etmemi istediler. Ekrem de ifadesinde ‘Parayı Okan’a verdim’ demiş. Ancak suçtan kurtulmaya yönelik ya da korktuğu için böyle söylemiş olabilir. Neden cezaevinde yattığımı da anlayamıyorum. Tutuklandığım günden bu yana aynı ifadeyi veriyorum” diye konuştu
‘SUÇLAMALARA KONU PARALAR YÜKSEK SEZONDA 1 GÜNLÜK CİROM BİLE DEĞİLDİR’
Mal varlığını aklama suçunu işlemediğini belirten Kaya, “Gerçekte olmayan işlemler gerçek gibi gösterilmiş. Bize destek olan birçok şirket var. Bu şirketler bizim yardımcılarımız. Konser organizasyonlarını yaptırırız. İş bitiminde bu firmalar bana fatura düzenler. Ben de resmi şirketten ödememi yaparım. Levent Şapçılar ile aramızdaki işlem de budur. Ticaretten kazandığım tüm birikimimi şirketlerime yatırırdım. Suçlamalara konu paralar yüksek sezonda benim 1 günlük cirom bile değildir. Cezaevinde sağlık sorunlarım var. Oturup kalkmakta zorlanıyorum. Önümüz bayram, çocuklarımı çok özledim. Tahliyemi istiyorum” dedi.
‘BOŞANMA SÜRECİ BENİM İÇİN ZORLUYDU’
Muhittin Böcek’in eski gelini tutuksuz sanık Zeynep Kerimoğlu, evliliğinin 2’nci ayında zina nedeniyle boşanma kararı aldığını belirterek, “Biraz zorlu bir süreç geçirdik. Eşimin çekişmeli boşanma nedeniyle ben de zina davası açtım. Eşimin aktif olarak yaptığı işe vakıf değildim ama inşaat yapmak istediğini söylüyordu. Ancak ben bunları hiç görmedim. Çekişmeli bir boşanma davası olduğu için benim için zorlu bir süreçti. Eski eşimin çocuğunun olmasıyla boşanma davamızı anlaşmalı bitirme kararı kaldık. Bir ana protokol bir de kendi aramızda yaptığımız bir protokol vardı. Boşanma sürecimin hemen ardından İstanbul’a taşındım” dedi.
Kerimoğlu, “Eski eşim Gökhan inşaat yapacağını bu nedenle bana ödeyeceği miktarı bir anda ödeyemeyeceğini söyledi. Parça parça ödeyecekti, senetler o yüzden vardı. Kimin nasıl ödediğini bilmiyorum. Bana borç olduğuna dair bir şey söylenmedi. 80 milyon lira ile alakalı boşanma gününde parayı getirdiler. Belge de boşanmadan hemen önce imzalandı. Bu parayla ne yapacağımı bilemedim. Faizler yüksek olduğu için banka hesabıma yatırdım. Altın işlerine hiç katılmadım haberim yok. MASAK’tan rapor istendiğini bankacı arayıp söyledi. Ben de dekontları sundum. Aslında döviz olarak götürdüm” diye konuştu.
Kerimoğlu, “Boşanma davamın olduğu gün Gökhan ile avukatın ofisinde bir araya geldik. Yanındaki kişileri tanımıyordum. Parayı bana verdiler biz orada boşanma protokolünü imzaladık. Sonra adliyeye gittik dava için. Parayı ne yapacağımı bilemedim ve 1 ay kadar sonra bankaya yatırdım. O dönem döviz bürosu üzerinden parayı TL’ye çevirdim. Altına dair bir şey duymadım. Altına dair suçu ifade verirken öğrendim. 2 milyon dolara yakın bir şeydi. 69 milyon liraya yakın bir parayı banka hesabıma gönderilmesini istedim” dedi.
‘Gökhan’a Güvenmediğim İçin Daha Önce Bana Ev Almasını İstemedim’
Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'rüşvet' ve 'yolsuzluk' soruşturması kapsamında tutuksuz yargılanan Gökhan Böcek'in eşi Zuhal Böcek, oğlu adına alınan evin nasıl alındığına ilişkin ifade verdi. Zuhal Böcek, "Gökhan’la eski eşi Zeynep’in iletişimi kesilmediği ve ciddi cevaplar alamadığım için kötü bir hamilelik süreci geçiriyordum. Yurt dışındaki ablam bana maddi destek oluyordu. Benim bir evim vardı. Kendim kirada oturuyordum. Ablama maddi sıkıntılarım olduğunu ve Gökhan’la olanları açıklamak zorunda kaldım. O da bana destek oldu. Ablam benim adıma olan daireyi satın alabileceğini söyledi. Hamileydim ve 2 çocuk annesi olacaktım. Kirada oturmak istemiyordum. Gökhan’a güvenmediğim için daha önce ev almasını istemedim. Öyle bir hedefim de yoktu, ben kendi birikimini kendi yapan biriyim. Ablam benim evimi aldıktan sonra gidip yeni bir ev satın aldık. Ev inşaat halindeydi. Ev için bankaya sadece imza atmaya gittim. Maddi problemler yüzünden Gökhan’la Zeynep’in boşanmalarında sıkıntılar olduğunu biliyordum. Avukat ömür boyu oturma izni gibi bir madde yapabileceğimizi söylemişti ve yaptık" dedi.
Eski Eşine Ve Belediyedeki Kız Arkadaşına Da Araba Aldı
Araç alım ve satımlarıyla ilgili savunma yapan Zuhal Böcek, “Kendime ait bir aracım vardı. Değiştirmeye karar verdik. Boyum uzun olduğu için arabam küçük gelmeye başladı. Gökhan da değiştirebileceğimizi söyledi.
Eski eşine ve belediyedeki kız arkadaşına daha önce araç aldığı için bir problem görmedim. Gökhan’ın aldığı araç doğum hediyesi olarak alındı diyebilirim. Gökhan’ın alacağını biliyordum ve paranın nereden geldiğini sorgulamadım" diye konuştu.
Gökhan Annesi Ve Babasının Yardımıyla Geçinir
Gökhan Böcek’e yönelik, ‘Yüzde 10 ile geçinen ezik ve Zeynep’e akladığın 75 milyonu açıkla’ ifadelerinin kendisine ait olup olmadığının sorulması üzerine Zuhal Böcek, “İddianamedeki mesajlar bana ait. Ben kendi birikimlerimi kullanıp ev araba almaya çalışırken Gökhan’ın eski eşine ev ve para verdiğini öğrenince sinirlendim. Mesajlarda da kızmamın sebebi budur. ‘İyi yapmışsın’ diyecek halim yoktu.
Gökhan annesi ve babasının yardımıyla geçinir. Babası zaten gayet varlıklı biri. Bir villa projesi olduğunu biliyorum sadece. Ama ne iş yaptığını gözümle görmedim" dedi.
Bu Davanın Mağduru Olmam Gerekirdi
Davanın tutuklu sanıklarından eski il emniyet müdürü İlker Arslan, duruşmadaki savunmasında, 31 yıl devlete hizmet ettiğini, bu süreçte hiçbir zaman kendisine yönelik en ufak bir imada dahi bulunulmadığını kaydetti. İlker Arslan, "5 yıl boyunca Emniyet Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı yaptım. 3 defa FETÖ tarafından kumpasa uğradım. Mesleki hayatım boyunca bu kumpaslardan hiç bahsetmedim bile. Bu kadar göreve rağmen gururla söyleyebilirim ki; hala bir evim yok. Hala Ankara’da kirada oturuyorum" dedi.
Arslan, “Tutuklanmama neden olan 2 ifade ben gözaltına alınmadan iki gün önce alınmış. Bu ifadeleri verenlerden biri beni hiç tanımadığını ve görmediğini söylüyor. Diğer kişinin ifadesinde de benim adımla para istendiği ancak göndermediği, beni tanımadığı söyleniyor. Bu kişilerle beni ilişkilendirilecek bir para trafiği, görüşme yoktur.
Haberdar değilsem o zaman benim bu davanın şüphelisi değil, mağduru olmam gerekirdi. Ben görevdeyken bile 3 defa başsavcımızın adını kullananlara yönelik operasyon yaptım" diye konuştu.
4 yıllık görev süresinin 3’üncü yılında Üsküp’ten beklenmedik şekilde Antalya’ya atandığını aktaran Arslan, "Antalya’da sivil olarak tek tanıdığım Fazlı Ateş’tir. Ankara’daki arsamın satışı için 5 milyona Fazlı ile anlaştık. Bunu daha önce konuşmuştuk ama daha sonra yazıya döktük. Bu transferler de bankalarda resmi yollarla yapılmış, gizli değildir. Ortada şüpheli bir işlem olsaydı bunları elden alırdım. İddianamede yer alan mal bildirim formlarından da anlaşılacağı gibi 1 yıllık Antalya görev sürem boyunca mal varlığımda artma değil aksine azalma meydana gelmiştir. Aramızda yaptığımız sözleşme de kriminal tarafından doğrulanmıştır" dedi.
Arslan, “Sanki bu adamların arasındaki tanışıklık benimle başlamış gibi yazılmış, ancak Masak raporlarında bile belli bu insanların arasındaki ilişkinin eskiye dayandığı. Operasyonun yapıldığı gün Ankara’daydım. Vali bey arayıp ne zaman döneceğimi sorduğunda yarın döneceğimi söyledim. Görevden alınmam nedeniyle arayan çok olduğu için yola çıkarken telefonumu kapattım.
Başsavcımızı Antalya’ya gelmek üzere olduğumu söylemek için aradım. İddianamede haberdar olmadığım eylemler nedeniyle maddi kaynak elde ettiğim belirtilmiş. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" diye konuştu.
Yurt dışındayken yatırım için Ankara’dan 2 arsa aldığını sözlerine ekleyen Arslan, "İlki eşimin üzerine, diğeri benim üzerime. Arsayı satarken Fazlı’ya bundan bahsetmiştim. Tüm borç tamamlandıktan sonra devir yapılacağına dair bir anlaşma yapılmıştır. 5 milyon değerindeki arsanın taksitle ödeme yoluyla satılacağı, sonrasında tapu devri yapılacağı belirtilmiştir. Bahsedilen 3 milyon ise sözleşme tarihine kadar Fazlı’nın ödediği paradır" dedi.