Anlaşılamayan insan ve solan çiçek

Author: Hamit Keçecioğlu

Published:

Last Modified:

Anlaşılamamak ya da anlatamamak insanı derinden yaralayan keskin bir bıçak darbesinden farksızdır. Sağlıklı iletişimin olmadığı, empati kurmanın hiç olmadığı ve de bencilliğin kol gezdiği yerlerde bu bıçak ve darbeleri ne yazık ki kaçınılmaz bir son gibi geliyor bana.

Dertsiz insan yoktur ama derdini anlatamayan insan evladı haddinden fazla çoktur. Hem artık bazı ülkeler ciddi ciddi yalnızlık bakanlığı kurmaya başladı. Bunun konumuzla alakası ne diye düşünüyor olabilirsiniz ancak şunu unutmayalım ki derdini anlatamayan adam kabuğuna çekilir, insanlardan uzaklaşır ve yolun sonunda kendini yalnızlığın o sancılı kollarında bulur.

Bu gidişle ilerleyen yıllarda ülkemizde de bu bakanlığın kurulacağından zerre şüphe duymuyorum. Ayrıca insanda çiçek gibidir anlaşıldığı yerde filiz verir ve büyür. Anlaşılmayan insan sulanmayan çiçek gibi yok olmaya mahkûm olur. Derdini anlatamayan ve de çürümemek için gayret gösteren herkese sevgilerimle. Umarım en kısa zamanda halden anlayan ve çiçekleri seven insanlarla kalbiniz ve etrafınız dolup taşar. Bu şiirim de benden size gelsin canlarım;

Kalabalıklar içinde anlaşılmadan yürümeye gayret ediyorum,

Yabancı simalara bile içimi dökmek için fırsat kolluyorum,

Ancak beni ne gören var ne de derdimden haberi olan var,

Ağzımdaki binlerce kelime yığılmış dışarı çıkmak için dost arıyor,

Ancak etrafımda ne dost var ne de başka biri var.

Önümdeki çay çoktan soğumuş, adam parasını vermem için başımda dikilmiş,

Beni bekliyor, gel otur bende seni bekliyordum,

Ama yok sen çay parasını istiyorsun ben ise beni dinlemeni,

Ve en çok da anlamını çaycı abi.

Kalbim anlatamamanın ve anlaşılamamanın acısını iliklerine kadar hissediyor,

Dertlerime sebep olanlar ise ben ölmüşüm gibi duyarsızca yaşıyor,

Hepsinin kulakları bana sağır,

Yüküm gerçekten ağır,

Sanırım beni öldürecek bu kahır.