Ankara’da ‘bize ne olur?’: Bir diplomasi sanatı olarak pazarlık!

Author: Ramazan Suçek

Published:

Last Modified:

Değerli canlar, bugün sizlerle Ankara’nın görünmez anayasasının en önemli maddesini konuşacağız: Pazarlık.

Ankara’da bir dükkana girip etiket fiyatını ödeyip çıkmak, sadece bütçeye değil, Ankara’nın o bin yıllık esnaf raconuna da bir darbedir. Eğer o dükkandan “Bize ne olur?” demeden çıkıyorsanız, profesyonelliğinizi kapıda bırakmışsınız demektir.

​”Siftah Senden, Bereketi Allah’tan” Stratejisi

Ankara esnafı liyakat sahibidir. Sabahın köründe dükkanı açar, dükkanın önünü bir güzel sular. Sen içeri girip o meşhur soruyu sorduğunda: “Hayırlı işler can, bu ne kadar?”, esnaf sana sadece bir rakam söylemez; aslında seninle bir “güven endeksi” kurar. Sen o rakamı duyunca hafifçe kaşını kaldırıp, “Yapma be can, biz de yabancı değiliz” dediğin an, Ankara’nın o meşhur diplomasi masası kurulmuş demektir.

​”Kurtarmaz” ile “Son Ne Olur?” Arasındaki İnce Çizgi

Pazarlık bir savaştır ama mermisi “gülümseme” olan bir savaş. Esnaf “Valla kurtarmaz, gelişi bu” derken aslında sana; “Hadi biraz daha zorla da orta yolu bulalım” diyordur. O an profesyonelliğini konuşturup, “Can, senin o güzel hatırın için şu fiyata el sıkışalım” dediğinde, o dükkanın içinde bir anda bahar havası eser. O el sıkışma anı var ya; sanırsın okyanus ötesi barış anlaşması imzalanıyor! Öyle vakur, öyle harbi…

​Dürüstlük Kazansın!

Ankara’da pazarlık, karşıdakini kandırmak değil, karşılıklı bir “can” memnuniyetidir. Alışveriş biter, poşetler ele alınır, çıkarken söylenen o “Yine bekleriz can” sözü, aslında “Sen harbi adammışsın, seninle ticaret yapılır” demektir. İşte gerçek profesyonellik, iki tarafın da masadan gülerek kalkmasıdır.

Hayatın her alanında bir pazarlık içindeyiz. Ama en büyük pazarlığı kendi vicdanımızla yapıyoruz. Ankara’nın o harbi sokaklarında, dürüstlükten ödün vermeden, “Bize ne olur?” diye sorarken aslında hepimiz birer “huzur” talibiyiz. Pide kuyruğunda da, dükkan tezgahında da liyakat ve samimiyet kazansın.