TRY - Türk Lirası
EUR
17,7798
USD
18,4748
GBP
19,9489
CNY
2,5811
22.4 C
Ankara
23 C
İstanbul
24.3 C
İzmir
27 Eylül 2022, Salı
Ana SayfaYazarlarAnımsa... İşte bu sensin... Bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun...

Anımsa… İşte bu sensin… Bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun…

Züleyha Palo
Züleyha Palohttps://haberton.com/
Züleyha Palo 1983 Erzurum doğumlu, Kendinin farkına vardığından beri kitap okuyor Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nünden mezun oldu ve şuan öğretmenlik yapıyor.

Haftanın Öne Çıkanları

İşte bu sensin… Bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun… Anımsa… Yedi yaşında başlattığın yolculuğu…

Eğik ve düz çizgilerle başlayıp sonra harfleri sonra heceleri, kelimeleri, cümleleri, “anlam”lı bir bütün oluşunu, “anlam”ını an be an nasıl keşfettiğini, öğretmenlerinin seni nasıl çoğalttığını, resim defterlerindeki ülkeni, güzel yazı defterlerindeki titizliğini.

Müzik Dersi’nde sesini keşfedişini, kendini duyuşunu yani, kalbini türkülere açışını, belki yanındaki sıra arkadaşına kaçamak bakışlarını, Türkçe Dersi’ndeki sıfatların nitelik ve niceliğini…

Matematik problemlerini çözüm odaklı nasıl tükettiğini, ilk cevabını, öğretmeninin “aferin”inde mayalanmış özgüvenini, Kimya Dersi’ndeki çözeltilerle eriyen hüznünü, kederinin kayboluşunu yani, Tarih Dersi’nde “toprak”ın nasıl ülke oluşunu, hamaset değil bu yani toprağına aşk ile bağlanışını.

Coğrafya Dersi’ndeki çağlayan kalbinin dünyanın merkezi oluşunu, Fizik Dersi’ndeki ivmenin aslında kalbinin gücü oluşunu, Edebiyat Dersi’nde aşık olduğun şairi, şiirini, öykünü, başkahramanı olmak istediğin ve kalbine çok yakıştırdığın aşk hikayelerini, Din Kültürü Dersi’nde öğretmenin Kelime-i Tevhit’in anlamını söylerken Tanrı ile kurduğun ilk anlamlı bağı, Tanrı’yı keşfedişini anımsa… İşte bu sensin; bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun…

Anımsa... İşte bu sensin... Bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun...
Anımsa… İşte bu sensin… Bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun…

Anımsa…  Evinizin bahçesinde özgürlüğü keşfedişini, maviyi ilk gördüğün anı, sonra sokak sokak sonra cadde cadde sonra mahalle mahelle büyüyen yalnızlığını, kentlerde hapsolmuş yetinimli ergenliğini, dünyaya açılmış bakış açını, sezgilerinin seni yanıltan zayıflığını, öngörünün başarısızlığını ama yine de inadını, önyargılarının çoğu zaman haklı olabilecek kadar ileri görüşlü ama bazen de yanılmış oluşunu, gökyüzünü çoğaltan bakışını, maviyi azaltan enginliğini, otuzlu yaşlara girme telaşını, büyüme gururu ama çocukluk özlemini amınsa…  İşte bu sensin; bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun…

Anımsa… Kalbinin ritmini değiştiren ilk aşkı, hissederek dinlediğin ilk şarkıyı, fallara inandığın ve uzak ülkelerden gelecek sandığın armağanları, bir deniz kenarında denize açtığın sırrını, “onu”, onsuzluğu, onsuzluğun ardında bıraktığı uğultulu boşluğu, kendine yetemeyişini ama yine de yetişini, ölürüm sandığın terk edilişlerde ölmeyişini, kalbinin dostluğunu, ruhunun arkadaşlığını, yenilgi zannettiğin zaferleri.

Zaferin bir aşk inadı olduğunu kavradığın anda kendini küçümseyip “sevme”yi kutsayışını, bir on yedi esrikliği ile diline doladığın şarkıların nedense hep “o” oluşunu, anneni kırmışlığını, yediğin ilk tokatta “hak ettim mi” deyişini, yaramaz düşlerini, korkusuz direnişini, inadının güzelliğini, vazgeçmeyişini, vardığın yerin başladığın yer oluşunu, beklemenin bir yanılgı, bulmanın anlamsızlığını, anlamı en çok hayatta aradığını ve en anlamsız şeyin de bu hayat oluşunu düşündüğün yılları anımsa…  İşte bu sensin; bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun…

Anımsa…. İlk yakınını kaybettiğinde ölüme düşman oluşunu, Tanrı’ya sitemini ve tövbeni, mezarlık kavramını anımsadığında gözüne dolan yaşları, kalbine doğru başlayan sancıyı, çok sevdiğin insanın ardında bıraktığı boşluğun ruhunu nasıl erittiğini ve sabrın seni nasıl yücelttiğini, önceki sabırsızlığına sonra nasıl alıştığını, öncenin değeri ve “şimdi”nin durdurulamazlığını, anların “anı” olurken zamanın seni nasıl anlamlandırdığını, en berceste dizelerin hep “onu” söylediğini, daha dün annemizin kollarındaki “çocukluğumuzun” çiçekli bahçelere varmamış oluşunu ama yine de yürüyüşünü ya da tam tersi; yollar seni hep çiçekli bahçelere götürse de tükenmişliğini, hayatının bir cenk ve direnişinin saygın bir öykü oluşunu anımsa… İşte bu sensin; bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun…

İşte bu sensin... Bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun... Anımsa… yedi yaşında başlattığın yolculuğu…
İşte bu sensin… Bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun… Anımsa… Yedi yaşında başlattığın yolculuğu…

Hep anımsa dedim sevgili okur… Kime mi seslendim; sana ve kendime… Masal bu ya Pamuk Prenses zehirli elmayı ısırır, masal bu ya kötü kalpli kraliçenin aynası bir türlü doğruyu söylemez, masal bu ya beyaz atlı prens ha geldi ha gelecek, masal bu ya kırgın bakışlı çocuklar ha güldü ha gülecek, masal bu ya bir iyilik perisi elinde sihirli değneği tüm kötüler ha öldü ha ölecek, masal bu ya saat on ikiyi vurmadan zaman kavramı kaybolup savaş denilen doyumsuzluk ha bitti ha bitecek, masal bu ya gökten üç elma düşecek ve bu kırgın dünyamız kim bilir belki de muradına erecek… Masal bu ya illa da mutlu sonla bitecek; inan buna, inanmalısın…

Söz yazarı kimdir bilmiyorum ama Zülfü Livaneli bir şarkısında “Aç yüreğini bir merhabaya” diyor… Belki de yapmam gereken tek şey bu, açmalıyım yüreğimi bir merhabaya, nisana, bahara, sevmeye… Nisanı müjdeliyor bir evin balkonu, marta gizlenmiş bahara selam olsun…

Güneşe sığınmış bahara, havaya düşmüş olan cemreye, sularda yankılanan çağıltıya, karın altındaki filize, kalbe verilmiş “sevgi”ye, annenin varlığına, uzak yakın sevgisini hissettiğin güzel kalplere selam olsun; olmalı…

Sabahın coşkusuna, öğle yorgunluğuna, ikindi gölgesine, akşam kızıllığı ve gece düşlerine selam olsun; olmalı… Çok çetin bir kışı geride bırakan bırakabilen umuda, fakirliğe, yetinmeye, tahammüle, kuşa, kelebeğe, kediye, kardan yağmura dönüşen gökyüzü bereketine, soğuğun acımasızlığı, yaşamın direncine selam olsun; olmalı… Sevmeye ve selama aç yüreğini… İşte bu sensin; bu, senin güçlü kalbin; asil ruhun…

Çok Okunan Kategoriler

Güncel Haberler