Alnıma işlenmiş haksızlık

Author: Esma Öztürk

Published:

Last Modified:

Haksızlık… Adı bile çaresizce. Yargısız infaz, dinlenilmemek, anlaşılmamak. Bir çırpıda kesip atarcasına gitmek.

Hep sorarlardı ya, gidene mi zor kalana mı diye? Kalanaymış… Giden gitmeyi göze Almış çünkü, her şeyi bitirmiş ve canice gitmiş olur. Ya kalan? İşte o bir çırpıda vazgeçemez, yarası kabuk tutmaz, acısı dinmez. Dinse bile geçmekle bitmez ki. Kalan haksızlığının hıncına yenik düşer ve gidenin dönmesi umuduyla yaşar gider. Kusur ettim, yaşayamaz. Yaşamak denir mi hiç buna? Açıklamak ister, Anlatmak, bağırmak, vurmak Ama en acısı da sarılmak ister. Gitmek bilmez o yeşimler gözünün önünden. Bu sarmaşıklar köklerini de alıp, yeşertecek bir filiz bile bırakmadan çekip gitmiştir. Elinden ne geliyor? Bir daha nasıl bulabiliriz ki o tohumu? Bulamayız… Ama ararız, geceyi gündüze katar ve o filizi Ararız. Yeşertmek için…

Öfke aşktan büyük sanarız lakin bütün duyguların atasıdır aşk. Sevdiğin sana zehir verse yutarsın, yasak elmayı da yersin. Ölümü bile göze Alırsın onsuz bir hayatta. Acı çekersin, dinmez kokusu olmadan. Ancak seven haksızca davranır mı? İşte o zaman çarpar yA suratımıza o kelimeler. Uğruna günahını doladığın o dudaklar, istemiyorum, sevmiyorum der ya, tokat gibi çarpar, Afallarsınız. Ne yapmalı dersiniz, Anlatmak istersiniz Ama anlamaz. Haksızlığını da hediye eder size. Tepin Ademoğlu, çabala, heba et bu hayatı. Edersin de, onsuz hayat yalandır. Hiç ederim ki. Zaten bir elmanın vebalidir bu dünya, bizler çok medet ummuşuz, lakin sınavımızın bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. sarmasana Rabbim! Atalarımın vebalini sarmasan ya bize, onları da karanlıklara itip de kavuşturan sensin. Bizleri niye kavuşturmazsın? Nefsimizi bile böylesine terbiye etmişken! Ne için bizlere yeşertmezsin o yeşimleri? Sen yazmışsın bu kaderi, Ancak alnıma işlenmiş haksızlık. Nasip etmeyeceğin yüreklerle, bizleri niye yaralarsın? Al nefesimizi, kuluna böyle bağlanmışken. Geri dönemezken ileriyi yaşamanın ne anlamı var…