Ademoğlu, kalk gör çehremi

Author: Esma Öztürk

Published:

Last Modified:

Bana mutluluğu sorsanız, onu tanımlayamam. Mutsuzluğu sorsanız da, anmaya bile yeltenmem kendisini. Nedir bizim amacımız bu elmada? Velev ki hınca hınç arayışlarımız?

Umut ettiklerimiz ya da Uhud’a erdiklerimiz, nelerdir? Onca telaşımızın arasında eriyip giderken yıllarımız, bizlerin durup kaldığı, bırakın saniyeleri, yılları bile heba edecek kadar kendini izlettiren kimdir? Nedir?

O sevgili, o beden, o gözler… Bu kadar çirkinliğin içinde, nasıl var olmuş ki o yar? Kim, nasıl koymalara kıymış onu bu dünyaya?

Gözlerim başka göz görmemiş, kulaklarım başka ses duymamış gibi, ancak pek bir şenlendirir dilleri. Gördüm mü, diner bütün sızılarım. Açılan bütün yaralarıma merhem olur, elleri. Sorarım şimdi sana, nerelerdeydin sevgili? Kimler dar etti bana buraları? Madem bulacaktı ellerim seni, bütün işi aramaklar olsaydı, yanlış yollar değilde, tek sana çıksaydı sokaklarım. Ben mutluluğu tek bir yaraya sığdırdım. Mutsuzluk denen mereti de anmaya, hala niyetim yok. Sevildiğim yerde çiçek açmaktır tek derdim. Döktüğüm tek yaş sevgiliyedir, o da yere düşen damlaya yakar tüm cihanı, bilirim…

Kalk Ademoğlu, kalk gör çehremi, duy sevgiliyi, git seni seveni bas bağrına. Bas ki, nankörlerin yüzünü yere eğesin. Etme namertleri sultan, tek sultan gönlünün sesini duyan sevgilidir….